Taze Asma Yaprağı Nasıl Saklanır?

9a341dda-dbb6-4a50-98ac-8f11890696eb

Mutfaklarda kış hazırlığı deyince ilk akla gelenler reçel, salça ve asma yaprağıdır. Yaprak sarma Türk mutfağının en önemli yemeklerinden birisidir. Yaz aylarında sarma yapımında taze asma yaprakları kullanılır. Yazın üzüm bağlarından toplanan taze asma yapraklarını bozulmadan uzun süre saklayıp bulunmadığı kış aylarında da tüketebilmek için çeşitli yöntemler kullanılır. Evde kışlık yaprak hazırlayabilmeniz için bu saklama yöntemleri hakkında detaylar verilmektedir.

Asma Yaprağı Alırken Şunlara Dikkat Edilmelidir
Sarmanın lezzetli ve yumuşak olması için ince, açık renkli, arka yüzü tüysüz ve ince damarlı olan az dilimli yapraklar kullanılmalıdır. Her üzümün yaprağı ile sarma yapılmaz. Manisa yöresinin sultani çekirdeksiz, Tokat’ın narince ve Trakya’nın yapıncak cinsi üzümlerinin yaprakları sarma yapımına uygundur.

Kullanılacak Kavanozlar ve Tuz Çok Önemli
Yaprakların kavanozda saklandığı salamura dışındaki bütün yöntemlerde kullanılacak kavanoz 1 pişirimlik asma yaprağı miktarına göre seçilmelidir. Çünkü kavanozların kapağı açıldıktan sonra yapraklar fazla dayanmaz, kısa sürede tüketmek gerekir. Kavanoz kapaklarının yeni ve sağlam olması çok önemlidir. Kapağı eski olan kavanozlarda saklanan yaprakların hava alıp bozulma riski vardır. Kullanılacak tuz turşularda kullanılan kaya tuzu veya salamuralık deniz tuzu olmalıdır.

Yaprak Saklama Yöntemleri Nelerdir?
1. Salamura
En klasik ve uzun süre dayanan saklama yöntemidir. Bu yöntemde asma yaprakları tuzlanır, bidonlara veya kavanozlara basılır. Salamura yapılacak yaprakların sapları uzun olmalıdır.

Yapraklar kaynar tuzlu suyun içinde kısa bir süre bırakılır. 8-10 tane asma yaprağı alınarak küçük desteler yapılır. Yaprakların parlak yüzeyi üstte kalacak şekilde her destenin sap kısmına 1 çay kaşığı kaya tuzu dökülür ve rulo yapılır. Böylece parlak kısım içeride kalmış olur. Hazırlanan bu rulolar tercihen cam bir kavanozun içine aralarında boşluk kalmayacak şekilde sıkı sıkı basılır. Kavanoz tamamen dolduktan sonra elle üstten tekrar sıkıştırılarak bastırılır. Her 1 litre su için 200 gram kaya tuzu kullanarak hazırlanan tuzlu su soğuduktan sonra havası çıkması için birkaç seferde yavaş yavaş eklenir ve suyun dibe kadar inmesi sağlanır. Kavanozu ağzına kadar suyla doldurduktan sonra yaprakların suyun üzerine çıkmaması için ağırlık olarak temiz bir taş veya esnek plastik bir parça yerleştirilir. Kavanozun kapağı sıkıca kapatılır ve serin yerde muhafaza edilir. Ara sıra suyu kontrol edilir, eksildiyse üzerine tuzlu su eklenir. Bu yöntemde dikkat edilecek en önemli husus yaprağın hava ile temas etmemesidir.

Salamura yöntemiyle hazırlanan yaprakları kullanmadan önce tuzunun gitmesi için 3-4 saat sıcak suda bekletip arada bu suyu değiştirmek gerekir.

2. Kavanozda Sulu ve Tuzsuz Konserve
Sap kısımları uzun bırakılan yapraklar yıkanmaz, kirli ve tozlu olanlar kağıt havlu ile silinir. 8 – 10 tanesi düzenli bir şekilde şekilde üst üste konularak deste yapılır ve 4’e katlanır. Kavanozun yarısı soğuk musluk suyu ile doldurulduktan sonra alabildiği kadar yaprak destesi konur. Kavanozun kapağı ters çevrildiğinde bile akmayacak şekilde sıkıca kapatılır. Kavanozların sığacağı geniş ve derin bir tencerenin yarısı soğuk su ile doldurulur. Ocağın altı orta ısıda açılır. Su kaynayınca kavanozlar ters çevrilerek tencereye yerleştirilir. Su seviyesi kavanozların yarısına kadar gelmelidir. Kaynayan suda yapraklar aşağıdan yukarıya doğru sararmaya başlayacaktır. 15 dakika sonra kalın fırın eldiveni ile kavanozlar tencereden çıkartılır ve düz bir zeminde yine ters çevrilerek 24 saat soğumaya bırakılır.

Yaprakları iyice yıkadıktan sonra kullanabilirsiniz.

3. Kavanozda Kuru ve Tuzsuz Olarak Saklama
Ağzı çok dar olmayan, elinizin girebileceği genişlikte bir pişirimlik yaprak saklayabileceğiniz büyüklükte kavanozlar kullanılır. 1 litrelik kavanozlar yaklaşık 300 gram taze asma yaprağı almaktadır. Yapraklar yıkanmaz, ancak kir ya da toz varsa kağıt havlu ile silinir ve sap kısımları makasla kesilir. Yaprakların 8 – 10 tanesi düzenli bir şekilde üst üste konarak deste yapılır. Yaprak destesi parlak yüzeyi altta kalacak şekilde elle itilir ve kavanozun dibine yerleştirilir. Kavanoz tamamen dolana kadar her bir deste için aynı işlem uygulanır ve diğer destenin üzerine sıkıştırarak bastırılır. Kavanoz ağzına kadar dolunca kapağı sıkıca kapatılır. Yaprak miktarına göre birkaç kavanoz hazırlanır. Bundan sonraki aşamada uygulayabileceğiniz 2 yöntem vardır.

Kavanoz kapakları bir tencerede kaynatılır. Maşayla kaynar sudan alınan ve kalın bir bezle tutulan kapakla kavanoz sıkıca kapatılır ve ters çevrilerek soğuyana kadar bekletilir. Bu şekilde vakumlanan yapraklar uzun süre dayanır.

Diğer yöntemde ise kavanozların sığacağı genişlikte derin bir tencereye kaynadığında taşmayacak kadar soğuk su doldurulur. Ocağın altı orta ısıda açılır, su kaynadıktan 20 dakika sonra tenceredeki kavanozlar ters çevrilir. Su azalırsa kaynar su eklenir ve 20 dakika daha kaynatılır. Kalın bir havlu veya fırın eldiveni ile kavanozlar tencereden çıkartılır, kapağı biraz daha sıkılır ve ters olarak soğumaya bırakılır.

Bu yöntemle hazırlanan yaprakları serin bir ortamda uzun süre saklayabilirsiniz. İyice yıkayıp suyunu süzdükten sonra kullanabilirsiniz. Ayrıca haşlamaya gerek yoktur.

4. Pet Şişede Kuru ve Tuzsuz Olarak Saklama
Bu yöntemde yapraklar yıkanmaz, kiri ve tozu kağıt havlu ile alınır, 1-2 santim uzunluğunda sap bırakılır. Körpe yapraklar bez üzerinde 8-10 yapraklık desteler halinde serin bir ortamda gece boyunca açık olarak bekletip yumuşatılır. Bu şekilde soldurulan yapraklar şişeye koyarken kolayca katlanır ve açılmaz. Kola, gazoz veya su için kullanılan 0,5 veya 1 litrelik pet şişeler iyice yıkanır ve tamamen kurutulur.

Yaprakların 4 tanesi düzgün bir şekilde üst üste konur, rulo yapılır ve pet şişenin içine doldurulur. Şişe birkaç santim dolduğunda oklavayla veya kalın bir tahta kaşık sapı ile yapraklar zedelenmeden dikkatlice itilip sıkıştırılır. Kalan yapraklar aynı şekilde 4’lü desteler halinde rulo yapılıp şişeye atılır, ara sıra oklavayla bastırılıp sıkıştırılır. Şişe tamamen dolduğunda yapraklara parmaklarla zedelemeden iyice bastırılır ve şişenin kapağı kapatılır. Serin ve loş bir ortamda yaprakların rengi sararana kadar bekletilir.

Yaprakların rengi sararınca içerde kalan havanın çıkması için şişenin kapağı çok hafif oynatılır. Hava fıslayarak çıkınca şişeye hava girmemesi için kapak hemen sıkıca kapatılır. İstenildiği zaman şişenin altı kesilir ve yapraklar sıcak suda bekletilerek veya biraz haşlanarak kullanılır.

5.Buzdolabı Poşetinde Derin Dondurucuda veya Buzlukta Saklama
İyice yıkanan yapraklar süzülür ve 8-10 tane yaprağı alınarak düzenli küçük desteler yapılır. Kaynar suda ters yüz edilir, rengi dönünce çıkarılır. Süzülüp soğutulan yapraklar bir pişirimlik olarak buzdolabı poşetlerine konur ve derin dondurucuya kaldırılır. Kullanılacağı zaman dondurucudan indirilip buzunun çözülmesi beklenir. Üzerine biraz sıcak su dökülüp süzüldükten sonra kullanılır.

Derin donduruca değil, buzlukta saklanacaksa yaprakların erimemesi için aralarına kaya tuzu serpilir ve parlak yüzü içte kalarak rulo yapılan desteler buzdolabı poşetlerine yerleştirilir. Çözüldükten sonra tuzlu sıcak suda bekletilir ve kullanılır.

TARİFLER

“Asma yaprağı ile pişirilen yemek tarifleri”ne aşağıda listelenmektedir. Tarife tıklayarak ulaşabilirsiniz.

ASMA Bağ Yetiştiriciliği

ASMA Bağ Yetiştiriciliği

yapraksitesi66

Bağcılık Takvimi

OCAK: a) Ilık bölgelerde asma dipleri açılır. Boğaz kökleri temizlenir. Gübreleme yapılabilir. Bazı ılıman bölgelerde derin krizme yapılır.b) Soğuk hava depolarında muhafaza edilen üzüm çeşitleri piyasaya sevk edilir

ŞUBAT: a) Bağ kurulacak yerlerde ve eski tesislerde derin belleme (Krizma) yapılır, gübrelenir) Köklü ve köksüz asma çubuğu dikimi devam eder) Budama yapılmaya başlanır) Bağlarda kış mücadelesi yapılır. Omcalar bordo bulmacası ile yıkanırlar

MART: a) Bağ kurulacak yerlerde ve eski tesislerde toprak işlemesi ve gübrelemeye devam edilir) Köklü ve köksüz bağ çubuğu dikimine devam edilir) Don tehlikesi olmayan yerlerde bu ay içinde bağ budamasına son verilir. Tehlikesi olan yerlerde donların geçmesi beklenmelidir. Nispeten mutedil iklimli yerlerde ve ılıman bölgelerde aşılama işlemlerine de başlanır) Hastalık ve zararlılarla mücadele edilmeli, omcalar gözler patlamadan bordo bulamacı ile yıkanmalıdır (soğuk bölgelerde)

yapraksitesi67

NİSAN: a) Bağlarda İlkbahar kirizması yapılır. Asmaların boğazları açılır. Gerekli gübreleme işleri yapılır) Bazı bölgelerde asma çubuğu dikimi bu ay boyunca da devam eder) Bağlarda budama sıkı bir şekilde devam eder. Bazı ılık bölgelerde uç alma işlemi uygulanır. Omcalar hereklere alınır. Bazı bölgelerde aşılama devam eder) Hastalık ve zararlılara karşı ilaçlama önemle yürütür

MAYIS: a) Bazı serin bölgelerde bağlarda toprak işlemesi ve gübreleme uygulaması yapılır) Asma çubukları dikimi devam eder) Serince bölgelerde budama, boğaz açma, aşılama devam eder. Ilık bölgelerde uç alma ve hereklere bağlama işleri yürütülür) Mildiyu ve küllemeye karşı mücadele yapılır. Diğer zararlılarla da savaşılır

HAZİRAN: a) Bazı bölgelerde toprak işlemesi ve gübreleme devam eder) Bağlarda sulama, uç alma, boğaz açma, çapalama, hereklere bağlama ve diğer bakım işleri devam eder) Her türlü hastalık ve zararlılarla mücadele yapılır. Ay sonuna doğru turfanda üzümler hasat edilmeye başlanır. Piyasaya arz edilir

yapraksitesi68

TEMMUZ: a) Bağlarda toprak işlemesi durmuştur) Dikim işleri görülmez) Bağlarda uç alma, filiz alma, yaprak seyreltme, sülük ve bilezik alma, koltuk alma ve hereklere bağlama işleri devam eder. Sulama, çapalama gibi bakım işleri yürütülür) Her türlü bağ hastalık ve zararlıları ile mücadele edilire) Bağlarda üzüm hasadı başlar. Ambalaj ve pazara sevki yanında değerlendirme usullerine de başvurulur. Bilhassa kurutmacılık ay sonunda başlar

AĞUSTOS: a) Bağlarda uç alma, yaprak toplama, sulama gibi bakım işleri yapılır) Her türlü bağ hastalık ve zararlıları ile mücadele edilir) Hasat, pazarlama ve değerlendirme işleri devam eder

yapraksitesi69

EYLÜL: a) Bağlarda sulama, hereklere bağlama gibi bakım işleri devam eder) Çeşitli hastalık ve zararlılarla mücadele yapılırc) Üzüm hasadı, pazarlaması ve çeşitli yollarla değerlendirilmesine devam edilir

EKİM: a) Bağlarda toprak işlemesi ve bakım işleri durmuştur) Kışı yaprak altlarında ve kovuklarda geçirecek böceklerle yumurtalarına karşı mücadele devam eder) Üzüm hasadı ay ortalarına kadar yapılır. Kurutulma, pekmez, sirke, şıra şeklinde değerlendirme devam eder

KASIM: a) Bağlarda sırık ve herekler toplanır ve gelecek yıla saklanır. Bağlara koyun ve sığır sürüleri salınarak yapraklar yedirilir. Böceklere yuva teşkil eden örtü böylece kaldırılır. Bazı soğuk bölgelerde omcalar toprakla höyük şeklinde örtülür) Bazı sıcak bölgelerde üzüm hasadı ve değerlendirilmesi devam eder

ARALIK: a) Bağlarda herekler toplanır ve saklanır) Üzümler depolarda muhafaza edilir ve pazarlanır.

yapraksitesi70

TOPRAK HAZIRLIĞI

Bağ yeri seçildikten sonra toprağın hazırlanması işlemine geçilir. Arazide varsa, büyük kayalar, ağaçlar ve çalılar temizlenir. Omcaları muntazam ve düzgün dikebilmek için tümsekler düzeltilir, çukurlar doldurularak toprak tesviyesi yapılır. Fazla su tutan yerlerde drenaj için önlemler alınır.

Asmanın ekonomik ömrü bakım koşullarına göre değişmekle birlikte 40 yılın üzerindedir. Bu nedenle ömrü bitinceye dek dikildiği yerde kalacağından, tesisinde çok titiz davranılmalıdır. İyi hazırlanmayan bir yere tesis edilen bağ iyi gelişemez, ömrü kısa, verimi az olur ve hastalıklara daha kolay yakalanır.

Yeni kurulacak bağ yeri, hiç işlenmemiş bir toprak üzerinde olacaksa alan iyi bir şekilde işlenmelidir. Eğer eski bir bağ alanı ise toprağı bir kaç yıl dinlendirilerek bol yeşil gübre ile gübrelenmelidir.

Asmanın iyi büyüyebilmesi, köklerinin derine gitmesi, toprak içinde iyi gelişmesine bağlıdır. Gelişme toprak yapısı ile ilgilidir. Tınlı kumlu topraklarda kökler çok derine gider. Sert yapı gösteren topraklarda köklerin derine gitmesi sınırlıdır. Bu tip toprakların krizma yapılmasi şarttır. Bilhassa yeni bağcılıkta krizma işine daha çok önem vermek lazımdır. Çünkü yeni bağcılıkta kullanılan Amerikan asma anaçlarının kökleri, çok kuvvetli ve süratli büyüdüklerinden toprağın gevşek ve süzek olması lazımdır. Asmaların gelişmemesi ve bazı bağların zamanından önce kuruması, krizmanın yapılmaması veya yüzlek yapılmasından ileri gelmektedir.

Krizma, bağ toprağının en az 40 cm derinlikte işlenmesidir. Bu işlem günümüzde krizma pullukları ile yapılmaktadır. Krizma pullukları, beygir gücü yüksek traktörlerle çekilir ve toprak 40-50 cm derinlikte işlenir. Krizmanın yapılma zamanı sonbahar mevsimidir. Krizma erken yapılmalı ve krizmanın bitimi ile asma fidanı dikimi arasında en az 6-8 haftalık bir zaman olmalıdır.

Dikim

Sonbaharda krizma yapılmış arazi ilkbaharda düzeltildikten sonra, hayvan veya makina gücü ile işlenebilecek aralık ve uzunlukta çukurlar açılır. Bölgemiz iklimi sıcak olduğundan güneş zararlarını azaltmak için sıralamanın doğu-batı yönünde yapılması, meyilli arazilerde dik olması gerekir. Şimdiye kadar yapılan denemeler yeni tesis edilecek bağlarda sıra üzerinin 1,5-2 m. sıra arasının 2,5-3 m. olması gerektiğini ortaya koymuştur.

İşaretlenmiş yerlere iki kürek derinliğinde, bir kürek genişliğinde çukur açılır. Çukur açmanın makina ile yapılması daha avantajlıdır. Çukurların dip kısmına yanmış çiftlik gübresi, ince toprakla karıştırılarak konmalıdır. Dikim için fidanda budama yapılır. Yan ve boğaz kökleri tamamiyle, dip kökler ise 10 cm üzerinden çepeçevre kesilir. Oluşmuş sürgünlerin en kuvvetlisi bırakılır. Budaması yapılan köklü çubuk veya aşılı köklü topraklı fidan, açılan çukurun tam ortasına gelecek şekilde konur, fidanın gövde kısmının en az 10-15 cm.i toprak üzerinde kalacak şekilde açılan çukurlara 10-15 cm kalınlığında toprak atıldıktan sonra fidan hava almayacak şekilde sıkıştırılmalıdır. Daha sonra can suyu verilir ve fidanın yerini belli etmek için yanına bir herek dikilir.

Asma fidanı dikimi yapılırken kısır çeşitler (morfolojik erdişi, fizyolojik dişi) saf olarak dikilmemelidir. Çünkü bu çeşitlerin polen tozlarının döllenme yeteneği yoktur. Bunun için dikim planı sekiz omcaya bir babalık veya iki sıraya bir dölleyici dikmek suretiyle yapılmalıdır.

Yalnız babalık olarak kullanılan çeşitlerin çiçek açma tarihleri döllenecek çeşitle aynı tarihe denk gelmelidir.

Bağcılıkta standart dikim şekilleri vardır. Bunlar;

a. Kare dikim: İnsan gücü ile toprağı işlenen, zayıf, toprağa dikilmiş ve kısa budama isteyen çeşitlerde uygulanır. Bu şekilde dikimlerde mesafe 1-2 m. dir.

b. Dikdörtgen dikim: Yüksek terbiye sistemleri ile kurulmuş bağlara verilen şekildir. Bu şekilde bağların işlenmesi hayvan veya makina gücü ile yapılır. Sıra üzeri dar, sıra araları ise geniş tutulur. Sıra üzerlerinin araları 1-2 m, sıra araları ise 2-3 m arasında değişir.

c. Üçgen dikim: Bu dikimde her üç kenar birbirine eşittir. Altı omca birleştirilince bir heksagonal şekil oluşur zor bir dikim şeklidir. Daha çok küçük işletmelerde uygulanır.

SULAMA

Bağların sulanması konusu, özellikle yurdumuzda sulama sistemlerinin giderek yaygınlaşması nedeniyle önem kazanmaktadır. Asmanın büyüyüp gelişmesi için topraktaki su miktarının daimi solma noktasının üstünde olması gerekir.

Asmanın hızlı gelişme devresi olan mayıs-haziran ayları ile salkımların ben düşme zamanında (Temmuz ) kök bölgesinde yeterli su bulunmadığı hallerde omcaların gelişmesi yavaşlar, yapraklar pörsür ve renkleri solar.

Salkımlardaki taneler normal iriliklerini alamaz ve rengi donuklaşır, üzerlerinde güneş yanıkları artar. Böyle durumlarla karşılaşınca bağın suya ihtiyacı olduğu anlaşılmalıdır.

Kış yağmurları normal düşmüşse toprak tarafından tutulmuş olan su bağların bahar gelişmesine yeterli olmaktadır. Sulama imkanı olan taban bağlarda iki defa sulama ve sulamalardan sonra tava gelince toprak işleme çok iyi sonuç vermektedir. Kışın kurak geçmesi halinde bir de bağlar uyanmadan önce bir su verilip ardından toprak işleme yapılması yerinde olur.

Bölgemizde gerek su kaynaklarının kıtlığı, gerek bağ alanlarının eğimi ve gerekse halkın ön yargısı nedeniyle bağlarda sulama yapılmadığı görülmektedir. Ancak, yeni dikilen bağlarda yılda 2-3 defa sulama yapıldığı gözlenmiştir. Oysa Güneydoğu Anadolu Projesi içinde yer alan bölgemizde ilkbahar ve yazın kurak geçtiği düşünülürse bağların sulanmasının zorunlu olduğu anlaşılacaktır. Bu nedenle özellikle Haziran, Temmuz ve Ağustos aylarında 3-6 kere iklim durumuna göre sulama yapılması uygundur.

Bağlarda çiçeklenmenin hemen sonrasında ve tanelere ben düşme başlangıcında sulamaya özellikle dikkat etmek gerekir. Kurutmalık ve şaraplık bağlarda ise meyvenin olgunlaşmasından 3-4 hafta önce sulama kesilmelidir.

Bağa verilecek su miktarı iklime, toprağa ve çeşide göre değişiklik gösterir. Toprağın üstten 60-70 cm’lik kısmı suya doymalıdır. Bunu anlayabilmek üzere sulama yapıldıktan sonra bir demir çubuk toprağa batırılmalı ve rahatça ilerlediği derinlik suyun işleme seviyesi olarak kabul edilmelidir. Karığın suyla doldurularak suyun sıra sonuna ulaşması da verilecek su miktarının yeterliliğinin tesbitinde bir ölçü olarak kullanılmaktadır.

Yurdumuzda bağlarda sulama çoğunlukla karık usulüyle yapılmaktadır. Ancak son yıllarda damla sulama ve sprink yöntemi ile bağların sulanması önem kazanmıştır.

BUDAMA

Asmanın budanması çok bilgi ve beceri isteyen bir teknik iştir. Bu nedenle asmanın fizyolojisini ve budama esaslarını bilmek gerekir. Aksi halde üzümün kalitesi düşmekte, verim azalmaktadır.

Ekolojik ve kültürel sebeplerin etken olduğu budamada esas, bir yıllık sürgünler üzerinde, üzüm çeşitlerine göre mahsuldar gözlerin yerinin bilinmesi şartı ile asmanın kaldırabileceği kadar verimli çubuk (göz) bırakmak ve lüzumsuz çubukları kesmektir.

Bölgemiz bağları genel olarak karışık budama şeklinde budanmakta ve şekil olarak da düzgün olmayan gobleyi andırmaktadır. Budama zamanı olarak görülen en hatalı uygulama sonbaharda yapılan budamadır. Bölgemizde budama ocak-şubat, hatta mart aylarında yapılması uygundur.

Budama şekli açısından hem daha yüksek bir verim ve kalite elde edilmesi, hem de özellikle boncuklanmanın önlenmesi açısından 5-8 göz üzerinden uzunlu kısalı karışık budamaya imkan sağlayan telli terbiye şekillerinden 60-80 cm gövde yüksekliğine sahip “guyot sistemi” ya da “guyot + T” terbiye şeklinin uygulanması önerilmektedir.

BAĞ HASTALIK VE ZARARLILARI

Bu dersimizde daha iyi ürün elde edebilmek için, önemli bağ hastalık ve zararlılarını tanımlayacak, bunlara karşı yapacağınız kültürel ve kimyasal mücadele metodlarından bahsedeceğiz.

Bağ Küllemesi

Bağ hastalıkları arasında en fazla bilinen ve en sık görülenidir. Hastalığı bir tür fungus (mantar) meydana getirir. Hastalık omcanın bütün yeşil organlarında görülebilir. İlk gelişme döneminde genç yapraklarda hastalık güç farkedilir. Yaprağın alt yüzünde yağ lekesine benzeyen, üst yüzünde renk açılması gösteren belli belirsiz tekeler oluşur. Yaprak yaşlandıkça normal parlaklığını kaybeder, kalınlaşıp gevrekleşir. Daha ileri dönemde yaprak yüzeyinde kirli beyaz renkte kül serpilmiş gibi lekeler oluşur ve kenarlarından içe doğru kıvrılır. Hastalığa erken yakalanan tane büyüyüp gelişemez, olgunluğa yakın dönemde hastalığa yakalanırlarsa danelerin çatladığı, çekirdeklerin dışa doğru çıktığı görülür.
Çubuklar üzerindeki lekeler, yeşil dönemde iken siyahımsı, sonbaharda odunlaşmış dönemde ise kahverengimsidir. Hastalık Türkiye’nin hemen her yöresindeki bağ sahalarına yayılmış durumdadır. Mücadelesi yapılmadığı zaman büyük oranda ürün kaybına yol açar ve omcayı zayıflatarak bir sonraki yılın ürününü de etkiler.

Mücadelesi

Hastalıkla mücadelede kültürel önlemler önem taşır. Kısa budama ile omcaların çubuk ve tomurcuk pullarında kışı geçiren mantarın zararını bir ölçüde hafifletmiş oluruz. Omcaların havalanmasına ve güneşlenmesine imkan veren budama şekliyle de hastalığın şiddetini azaltma şansı yaratılmış olur.

İlaçlı Mücadelesi

Külleme hastalığına karşı ülkemizdeki farklı bölgelere göre ilaçlama sayıları değişmekle beraber, genellikle yılda iklim şartlarına bağlı olarak, 3-5 arasında olmaktadır.

Birinci İlaçlama: Çiçeklenmeden önce ve sürgünlerin 20-25 cm. boya ulaştığı devrede yapılmalıdır.

İkinci İlaçlama: Çiçek taç yapraklarının döküldüğü ve korukların saçma tanesi iriliğine ulaştığı devrede uygulanmalıdır.

Üçüncü ve diğer ilaçlamalar kullanılan ilacın etki süresine bağlı olarak 1 hafta ya da 10 gün aralar ile hastalığın durumuna göre yapılmalıdır. İlaçlamalarda Tarım ve Köyişleri Bakanlığının il, ilçe ve köylerdeki ilgili uzmanlarına danışılarak hangi ilacın kullanılacağı öğrenilmelidir. Bu uzmanların Teknik talimatlarla dayanarak yapacağı tavsiyeler doğrultusunda davranılmalıdır.

Bağ küllemesi ile mücadelede kükürtün yanı sıra kullanma izni olan bazı sistemik ilaçlar kullanılabilir. Kükürt toz olarak bulunabileceği gibi suda eriyebilir nitelikte olanlar da vardır. Toz kükürt kullanılacak ise sabah erken saatlerde yahut akşam üzeri atılması uygundur.

Sistemik ilaçları sık sık ve birbiri ardı sıra bilinçsizce kullanmak bazı durumlarda sakıncalı sonuçlar doğurabilmektedir. İlgili tarım kuruluşlarından bilgi alınmalıdır. En iyisi bir kez sistemik ilaç kullanılmışsa arkasından gelen ilaçlama kükürtle yapılmalı ve ilaçlamalar münavebeli sürdürülmelidir.

Mildiyö

Bağcılar arasında Pronos diye bilinen bir fungal (mantari) hastalıktır. Daha çok yağışlı ve rutubetli ilkbahar ve yaz başlangıcında dikkati çeker. Kurak bölgelerde ve yörelerde pek görülmez. Ülkemizde, külleme hastalığı gibi her yıl görülen bir hastalık değildir. Ancak görüldüğü yıllarda ve yerlerde mücadelesi yapılmazsa çok büyük ürün kayıplarına yol açar. Asmanın her türlü yeşil organını (yaprak, sürgün, salkım, sülük) hastalandırabilir. Sürgünler 25 cm boya ulaşınca hastalık önce yapraklarda dikkati çeker. Başlangıçta yaprak bir yağ lekesi görünümünde olan lekelerin bir süre sonra alt yüzünde beyaz bir küf örtüsüyle kaplandığı görülür. Bu kısımlarda yaprak rengi sarımtıraktır. Lekeler zaman geçtikçe büyür orta kısımları kızarır kurur ve dökülür. Sürgünler de bazen hastalığa yakalanır. Hastalık şiddetli olursa sürgünleri kurutabilir. Çiçek salkımlarının hastalığa yakalanmaları sıkça görülür. Böyle çiçek salkımları bembeyaz bir küf örtüsüyle kaplanır ve sonuçta kururlar. Daneler ise külleme hastalığında olduğu gibi çatlamaz sadece suyu çekilir, buruşur ve adeta meşinleşir.

Mücadelesi

Kültürel Önlemler

Özellikle hastalığın art arda görüldüğü yıllarda ve yerlerde yere dökülmüş hastalıklı yaprakları ve omca üzerinde hastalıklı kısımları toplayıp imha etmek bir sonraki yıl için yararlı olur.

İlaçlı Mücadele

Bugün ülkemizde bu hastalık için geliştirilmiş tahmin ve uyarı sistemi ile uygulamaların yapıldığı bölgeler olduğu gibi klasik mücadelenin uygulandığı yöreler de vardır. Tahmin ve uyarı sistemine ileriki sayfalarda yer verileceği için burada klasik mücadele biçimine değinilecektir. Hangi sistem uygulanırsa uygulansın mücadeleye hastalık görülmeden önce başlamak esastır. Bu bakımdan genellikle sürgünler 20-25 cm. boya ulaştığında 1. ilaçlamayı yapmak gerekir. 2. ve daha sonraki ilaçlamalar için yörede hastalığın görülüp görülmediğine ve havanın yüksek orantılı nemli, yağışlı ve çiğli olup olmadığı dikkate alınarak karar verilir. Hastalığın çıkışı için uygun koşullar varsa ilaçlamalara devam edilmelidir.

Bu konuda Tarım ve Köyişleri Bakanlığının kitle haberleşme araçları ile yaptığı duyurular dikkatle izlenmelidir. Mildiyöye karşı bordo bulamacı veya ruhsatlı diğer hazır ilaçlar koruyucu olarak kullanılabilir. İlaçlamalara nem ve yağış devam ettiği sürece devam edilmelidir.

İlaçlamalarda dikkat edilmesi gereken husus pülverize edilen ilacın, omcanın bütün yeşil aksamını ve özellikle de yaprakların alt ve üst yüzeylerini ince zerreler halinde tam olarak kaplamasını sağlamaktır.

Bağlarda Ölü Kol Hastalığı

Bağlarda görülen fungal (mantari) hastalıklardan biridir. Omcanın bütün yeşil kısımlarında görülebilir. Ancak daha çok sürgünlerde dikkati çektiği için, bir sürgün hastalığı olarak bilinir. Bu yüzden bazı yörelerde sürgün kuruması olarak da anılır. İlkbahar veya yaz başlarında sürgünler üzerinde önceleri siyah lekecikler halinde görülür. Daha sonra da birleşip genişleyen bu lekeler yüzeyde çatlak ve yaralar meydana getirir. Bu belirtiler sürgünlerin daha çok dip kısımlarında ilk 5 boğuma kadar olan bölgelerde yoğunlaşır. Yapraklar ise sararır buruşur ve parçalanır. Daneler üzerinde de yuvarlak siyah lekeler meydana gelir. Sonbahara doğru hastalığa yakalanmış çubuklar beyazlaşarak hastalık için çok tipik olan bir görünüm alırlar.

Mücadelesi

Kültürel Önlemler

Asmalarda budama ve temizleme işleri zamanında yapılmalı hasta sürgünler dipten kesilerek bağdan uzaklaştırılmalıdır. Budama artıkları bağın içinde bırakılmamalı mutlaka imha edilmeli, yakılmalıdır.

İlaçlı Mücadele

Kış İlaçlaması

Budamadan sonra gözler uyanmadan hemen önce yapılmalıdır.

Yaz İlaçlamaları

1. İlaçlama: Sürgünlerin 2-3 cm boya ulaştığı devrede

2. İlaçlama: Sürgünlerin 8-10 cm boya ulaştığı devrede

3. İlaçlama: Sürgünlerin 25-30 cm boya ulaştığı devrede yapılmalıdır.

Kış ilaçlamalarında %4’lük bordo bulamacı veya ruhsatlı kışlık ilaçlar kullanılabilir. Yaz ilaçlamalarında da yine bu hastalık için ruhsatlı ilaçlardan biri seçilerek kullanılmalıdır.

Kurşuni Küf

Kurşuni küf hastalığı sadece bağda değil çok sayıda bitkide görülmektedir. Hastalığı bir tür fungus (mantar) meydana getirir. Ilıman ve serin, yağışlı iklimler hastalığı teşvik ederler. Hastalık daha çok üzümlerin olgunlaşma dönemi ile birlikte ortaya çıkmaktadır. Özellikle hasadı sonbaharda olan çeşitlerde daha da önem kazanmaktadır. Hastalıklı taneler üzerinde yuvarlak açık kahverenginde lekeler oluşur, bu lekeler parmakla bastırılacak olursa, kabuğun üzümün etli kısmından kolayca ayrıldığı görülür. Kurak havalarda bu taneler kururlar. Nemli ve yağışlı havalarda ise taneler yarılır, içindeki tatlı su dışarı çıkar, ve bunların üzerinde kurşuni renkli küf tabakası oluşur.

Küf zamanla salkımın her tarafını kaplar. Salkım güvesinin, dolunun ve kuşların yol açtığı yaralar hastalık için kolay birer giriş yoludur. Kurşuni küf bağda, depoda ve nakliyat sırasında üzümün kalitesini düşürür.

Mücadelesi

Kültürel Önlemler

Bağlarda aşırı azotlu gübrelemeden kaçınılmalıdır. Asmalarda güneşlenme ve havalanma iyi bir şekilde sağlanmalıdır. Salkımlarda yaralanmalara meydan verilmemelidir. Özellikle salkım güvesi mücadelesi çok iyi gerçekleştirilmelidir.

İlaçlı Mücadele

İlk ilaçlama, tanelere ben düşme zamanında yapılmalıdır. Diğer ilaçlamalar ilacın etki süresi bitince yinelenmelidir. Son yapılan ilaçlama ile hasat arasında geçmesi gereken gün sayısı dikkate alınarak mücadeleye son verilmelidir. Bu süre, ilaçların üzerindeki etiketlerinde yazmaktadır. Hasat bu süreden önce yapılmamalıdır.

Bağ Kanseri

Bu hastalığı bir tür bakteri meydana getirmektedir. Bağcılık yapılan hemen her ülkede görülen bu hastalığa ülkemizde Orta Anadolu bağlarında daha sık rastlanmaktadır. Ege Bölgesi’nde ise soğuk ve don olaylarının fazlaca görüldüğü kesimlerde dikkati çeker.

Bağ kanseri, fidanlıklarda, asma fidanlarının aşı yerlerinde ve köklerinde omcalarda ise toprak üstü kısımlarında, fındık veya ceviz büyüklüğünde tümörler şeklinde görülür. Tümörler yeni meydana geldiğinde yuvarlak, yüzeyleri düz, renkleri açık kahverengi ve yapıları yumuşaktır. Eskidikçe renkleri esmerleşir ve yüzeyleri çatlayarak girintili çıkıntılı bir hal alır. Adeta karnabahar çiçeğini andırır.

Kanserle bulaşık fidanlar iyi gelişmezler ve bu fidanlarla tesis edilen bağlar hastalıklı olur. Yıldan yıla şiddetini arttıran hastalık asmaları zayıflatır, ürün miktarı düşer ve sonunda asmalar kurur.

Mücadelesi

Kültürel Önlemler

Fidanlık toprağının bu hastalıkla bulaşık olması en önemli husustur. Şüpheli fidanlıklardan köklü fidan ya da aşı kalemi alınmamalıdır. Şüpheli hallerde Tarım ve Köyişleri Bakanlığı ilgili kuruluşlarının tavsiyeleri doğrultusunda dezenfekte edilmesi gerekir.

Kanser, eğer fidanlıkta değil de bağda görülmüş ise ilaçlama ile birlikte koruyucu önlemler almak gerekir. Hasat sonrasında Ağustos Eylül aylarında önce tümörler bağ bıçağı ile sağlam dokuya kadar derinleşerek çıkarılır ve temizlenir. Sonra yara yerlerine %5’lik göztaşı eriyiği sürülür daha sonra bitkisel katranla yara yeri örtülür.

Koruyucu önlem olarak da budama, don ve dolu yaralarından olabilecek bulaşmaları önlemek için bu gibi olaylardan hemen sonra bağlar %3’lük bordo bulamacı ile ilaçlanmalıdır.

Bağ Zararlıları

Maymuncuk

Maymuncuklar genellikle siyah veya koyu kahverenkli 5-15 mm boyunda böceklerdir. Vücutlarının üzeri yaldızla kaplı veya çizgilidir. Ağız parçaları kısa ve geniş hortum şeklindedir. Yurdumuzda bölgelere göre zaman zaman yoğun olarak bulunmakla beraber daha ziyade kumsal ve taban yerlerde tesis edilmiş olan bağlarda her yıl ve yer yer görülürler.

Maymuncuk erginleri ilkbaharda gözler uyanmağa başladığı zaman kışladıkları yerden çıkarak kabarmakta olan gözleri genç aşıları, filizleri daha sonraları yaprakları yemek suretiyle zarar yaparlar. Yoğunlukları fazla olduğunda gözlerin uç kısmından başlayarak taban kısmına kadar tamamen yediklerinden, zarar yaptığı omcalar yeşermezler.

Böyle bir bağa uzaktan bakıldığında don vurmuş bir bağ gibi, görünür. Maymuncuklar gözlerden başka olgun yapraklarda da beslenirler. Yaprakların kenarlarını yarım yuvarlak şekiller meydana getirecek şekilde, damar aralarını genişçe, muntazam sadece yaprak damarları kalacak şekilde yemek suretiyle de zararlı olurlar.

Larvalar (kurtlar) omcaların kökleri ile beslenirler. Yoğun larva hücumuna uğrayan omcalar kurur veya cılız kalıp verimden düşer. Özellikle yeni kurulmuş bağlardaki zararları önemlidir.

Maymuncukların en ekonomik zararı baharda gözlerde meydana getirdikleri zarardır. Özellikle zararlı yoğunluğu fazla ise zarar gören omcalardan o yıl ürün almak mümkün olmaz.

Maymuncuklar kışı ergin halde toprakta, omca kabukları altında, yere düşmüş yapraklar altında geçirirler. İlkbaharda gözler uyanmaya başlarken omcalara tırmanarak kabaran gözleri, daha sonraları yeni çıkan yaprakları yiyerek beslenirler. Gündüzleri omcaların dibinde, toprakta, omcanın yarık ve çatlaklarında, kabuk altında gizlenirler. Geceleri faaliyete geçerler. Yumurtalarını omcaların dibine veya toprak içerisine bırakırlar. 15-20 gün sonra yumurtalardan çıkan larvalar bitki kökleri ile beslenerek gelişirler. Toprak içerisinde yaptıkları odacıklarda pupa olurlar. Pupa dönemleri genel olarak 20-35 gün devam eder. Çıkan erginler asma yapraklarında beslenirler. Yılda 1-1,5 döl verirler.

Mücadelesi

Bağın içinde ve çevresinde zararlının kışlayabileceği barınak yerleri yok edilmeli, bağ otlu bırakılmamalıdır. Ayrıca zararlının omcaya yerden sürünerek tırmanması dolayısıyla, omcaların dallarına yapışkan bir macunun çepeçevre sürülmesi halinde gelen erginler, yakalanır ve bunlar kısa aralıklarla yapılan kontrollerde yok edilebilir.

Erken ilkbaharda zararlının çıkması muhtemel olan zamanlarda bağlarda gözlemler yapılmalı, zararlının kendisi veya zararı görülür görülmez ilaçlamaya geçilmelidir. İlaçların uygulanmasında omcaların tümüyle ilaçlanmasına özen gösterilmesi, özellikle gözlerin ve kök boğazlarının da ilaçla kaplanmış olması gerekmektedir.

Bağ Salkım Güvesi

Salkım güvesi ergini küçük bir kelebektir. Kelebeğin kanat açıklığı 10-12 mm, boyu 6 mm kadardır.

Ön kanatların zemini gri renkte, üzeri gri-mavi, kahverengi, kızılımsı sarı ve zeytin yeşili renklerle mozaik gibi süslüdür. Arka kanatlar ise gri renkte açık sarı, mavi parıltılıdır. Etrafı saçaklıdır. Yumurta mercimek şeklinde ve çok küçüktür. Larva yumurtadan yeni çıktığında yaklaşık 1 mm boyundadır. Olgun larva ise 9-10 mm boyundadır. Larvanın vücut rengi genellikle sarımsı yeşildir. Koyu renkli üzüm çeşitlerinde beslenen larvanın rengi mor renkte olabilir. Larvanın başı kahve renklidir. Larva her döneminde çok hareketlidir. Rahatsız edildiğinde salgıladığı ince bir iplikle kendini yere sarkıtır.
Pupa kahve renginde ve boyu 5-7 mm’ dir. Beyaz bir kokon içinde bulunur. Salkım güvesi yurdumuz bağlarının tümünde yayılış göstermektedir. Salkım güvesinin 1. döl larvaları salkımın tomurcuk ve çiçekleri, 2. döl larvaları korukları 3. döl larvaları olgun taneleri delip içine girerek beslenir. Tomurcuk çiçek veya tanede beslenen larva oradan çıkıp hemen yanındakine girerek içinde beslenir. Bu şekilde birden fazla tanede beslenir. Bu arada beyaz renkli salgıladığı ipliklerle taneleri birbirine birleştirir. Olgun üzümde beslenme esnasında tanelerde sulanma başladığı için larva bir tane içinde uzun süre kalamaz ve daha fazla yer değiştirir. Bu arada larvanın girip çıkarken deldiği tanelerden akan şekerli su çürüklük meydana getiren mantarların çoğalması sonucu salkımda önemli derecede zarar meydana gelir. Salkım güvesi bu şekilde direkt olarak üründe meydana getirdiği zararla bağların en önemli ve en ekonomik öneme haiz zararlısıdır.

Ayrıca yaş üzüm ihracatında ambalajlamada sorun olarak karşımıza çıkar. Zarar görmüş üzümlerden yapılan şarapların da kalitesi düşük olur.

Salkım güvesi kışı omca kabuklarının altında ya da barınabileceği yerlerde pupa halinde geçirir. İlkbaharda uygun orantılı nem ve sıcaklıkta pupalardan kelebekler çıkar. Kelebekler gündüzleri omcanın iç kısımlarında hareketsiz dururlar. Akşamüstü güneş battıktan sonra sıcaklığın 10°C üstünde olduğu saatlerde uçuşmaya başlarlar. Uçuşlar gece yarısına kadar devam eder. Dişiler yumurtalarını baharda çiçek tomurcuklarına, çiçeklere ve çiçek saplarına bırakırlar. Bir dişi 60-70 yumurta bırakabilir. Yumurtalardan 8-10 gün sonra larva çıkar. Yeni çıkan larva bir süre dolaştıktan sonra çiçek kılıflarını delip tomurcuk veya çiçek kılıfı içine girer ve beslenir. Dört gömlek değiştirdikten sonra olgun larva salgıladığı iplikçiklerle bir kokon örer ve onun içinde pupa olur. 1. dölün yaşam süresi 35-40 gün kadardır. 2. döl larvaları korukta; 3. döl larvaları da asmanın olgun üzüm döneminde zararlı olurlar. Bu dönemlerde hava koşulları zararlının gelişme isteklerine daha uygun olduğundan bu döllerin gelişme süreleri daha kısadır. Salkım güvesi genellikle yurdumuzda 3 döl verir. Ancak hava koşulları zararlının isteklerine uygun olan bölgelerde ve yıllarda 4. bir döl daha meydana gelebilir.

Mücadelesi

Salkım güvesi larvalarının faaliyeti için sıcaklık ve orantılı nem bakımından omcaların iç ve alt kısımları daha uygun olduğu için salkım güvesi dişi kelebekleri yumurtalarını iç alt kısımlardaki salkımların üzerine bırakılır. Bu nedenle omcayı askıya almak, aralama ve uç almayı omcanın iç kısmını havadar tutacak şekilde yapmak, bağı otlu bırakmamak, kış temizliğine önem vermek zararlının faaliyetini azaltmak bakımından yararlıdır.

Bugün için salkım güvesi ile en etkin mücadele yöntemi kimyasal mücadeledir. Kimyasal mücadelede en önemli husus ilaçlama zamanının iyi bilinmesidir. Bunun için de Tarım ve Köyişleri Bakanlığına bağlı kuruluşlarda çalışan Ziraat Mühendisleri ve Ziraat Teknisyenlerince, tahmin-uyarı yöntemi esaslarına göre yapılan incelemeler sonucunda saptanan ilaçlama tarihleri, çeşitli araçlarla üreticilerimize bildirilmektedir. İlaçlamalar için uyarı alındığında görevli elemanların önerdikleri ilaçları, verilen dozlarda kullanmalıdır. Uygulamalarda özellikle salkımların ilaçlanmasına özen gösterilmeli ve ilaçlama günün serin saatlerinde yapılmalıdır.

Unlu Bit
Ergin dişi oval ve yassı biçimde, 3.5 mm uzunluğunda, 2-2,5 mm genişliğindedir. Vücut rengi sarı veya sarımsı turuncudur. Ancak üzeri un görünümünde beyaz mumsu tabaka ile örtülü olduğu için beyaz renkte görünür.

Yumurta, uzunca oval şekilde ve sarı renktedir. Yumurtalar beyaz mumsu iplikçiklerden oluşmuş yığınlar arasında kümeler halinde bulunur. Bir kümede 150-200 adet yumurta vardır.
Larva açık sarı renklidir. Mumsu örtüleri yoktur. Unlu bit asmanın her tarafına yayılarak, yaprak sürgün salkım ve gövdede zarar yapar.

Bitkinin özsuyunu emerek omcanın zayıflamasına, üründen düşmesine ve sonunda kurumasına neden olur. Unlu bitin salgıladığı tatlımsı maddeler çürüklük yapan mantarların gelişmesine ortam sağlar. Böylece bitki organlarının üzerinde siyah renkli küfler oluşur. Bunlar solunuma ve bitkinin güneş ışığından yararlanarak besin maddesi üretmesine engel olarak bitkiyi zayıf düşürdüğü gibi meydana gelen ürün de kalitesiz olur.

Unlu bit kışı ergin, yumurta ve çeşitli larva dönemlerinde omcaların kabuk altında, yarık ve çatlaklar arasında, kök boğazına yakın yerlerde geçirir. Mayıs ayı sonunda kışlağı terk eden ergin ve larvalar, beslenmek üzere omcanın yeşil kısımlarına tırmanırlar. Yaz ortalarında, taneler sulanmaya başlayınca salkımlara geçiş başlar ve bu dönemde çoğalmaları da hızlanır. Yumurta bırakma süresi uzundur. Bu nedenle, her zaman ergin yumurta ve larva dönemlerine her zaman birlikte rastlamak mümkündür. Bir dişi 250-600 adet yumurta bırakabilir.

Unlu bit sıcak ve nemli yerleri seven bir zararlıdır. Bu nedenle ilkbaharda ve yaz mevsiminde orantılı nem yüksek olduğu zaman çoğalmakta, kurak geçen yıllarda zarar daha az olmaktadır. Bu nedenle unlu bitin zararı yıldan yıla değişmekte ve özellikle sık dikilmiş nemli ve gölgelik bağlarda daha fazla zarar yapmaktadır. Unlu bit yurdumuzda 2-6 döl vermektedir.

Mücadelesi

Çok su tutan taban arazide ve gölgelik yerlerde bağ tesis edilmemelidir. Zorunlu kalındığı taktirde omcalar seyrek dikilmeli ve sürgünler yükseltilmelidir.

Bulaşma görülen bağlarda omcaların yaprakları seyreltilmeli, salkımların havalanması temin edilmelidir. Ayrıca kışın budama yapılırken kabuklar soyulup yakılarak, zararlı yoğunluğunun azalması sağlanmalıdır.

Bağda unlu bite karşı kimyasal mücadele iki devrede yapılabilir. 1. devre omcanın gövdesinde kabuklarda ıslaklık görülmeye başladığı ve unlu bitin bitkinin yeşil kısımlarına doğru yürümeye başladığı devredir. Bu devrede koruklar tahminen nohut büyüklüğündedir. 2. devre unlu bitin yaprak ve salkımlara geçtiği tanelerin sulanmaya başladığı devredir.

Ancak 1. devrede zararlı birkaç omcada ve çok seyrek olarak rastlanmışsa sadece 2. devrede ilaçlama yapılmalıdır.

İlk devrede omcaların çoğunda, bulaşma saptanırsa ve ayrıca ihraç edilen çeşitlerde her iki devrede de ilaçlama yapmak zorunludur.

Her iki devrede de tarım teşkilatlarınca öğütlenen ilaçlar önerilen dozlarda yazlık yağ ile karıştırılarak kullanılmalıdır. Ancak yazlık yağların kükürt ile karışması halinde yakma yapabileceği göz önünde bulundurularak bağlarda kükürt kullanılması gereken durumlarda unlu bite karşı yapılan uygulamalarla kükürt uygulaması arasında en az 15- 20 gün zaman bulunmalıdır. Mecbur kalınırsa, ilaçlar yazlık yağ karıştırılmadan kullanılmalıdır.

İlaçlamalarda gövde, sürgün ve salkımların iyice ilaçlanmasına dikkat edilmeli ve ilaçlama kaplama şeklinde yapılmalıdır.

Bağ Uyuzu

Bağ yaprak uyuzunu meydana getiren zararlı, gözle görülemeyecek kadar küçük bir akardır. Akar kışı asmanın gözlerindeki tüyler arasında, kalın ve ince dalların çatlakları arasında ergin halde geçirir. İlk baharda taze yapraklara geçerek beslenmeye başlar. Yaprakları alt yüzünden emer. Emgi yaptığı yerlerde yaprak üst yüzüne doğru kabarcıklar meydana gelir. Kabarcıkların içinde beyaz renkli tüyler meydana gelir. Dişiler bu tüylerin arasına yumurtalarını bırakır. Yumurtalar açılınca çıkan yavrular da aynı erginler gibi beslenerek zararlı olurlar.

Bu akar türü yılda 7-8 döl vermektedir. Bu nedenle yapraklardaki belirtiler devamlı olarak görülür. Uygun giden havalarda bulaşmalar çok olduğu için yaprakların üstünde, çiçek tomurcuklarında ve çiçeklerde de beslenir ve ağır zararlar meydana gelir.

Kabarcıkların içinde önceleri beyaz renkli olan tüyler zamanla kahverengi olurlar. Yeni bulaşmalarla meydana gelen kabarcıkların üzerindeki tüyler beyaz renklidir. Beslenme İlkbaharda gözler açılırken başlar, geç sonbahara kadar devam eder.

Zarara uğrayan yapraklar özümleme işini tam olarak yapamazlar ve zararının yoğunluğu oranında ürün miktarı etkilenir.

Külleme hastalığı için kükürt kullanılıyorsa bu zararlının zararı pek hissedilmez. Çünkü kükürt bu zararlıyı da kontrol altında tutar. Ancak kükürt kullanılmayan bağlarda yapraklarda kabarcıklar görüldüğü zaman ilaçlama yapılmalıdır

Bağ Filokserası

Filokseranın köklerde yaşayan formuna kök filokserası, yapraklarında yaşayan formuna yaprak filokserası denir.

Kök filokserası yerli asmaların köklerinde, yaprak filokserası ise Amerikan asmalarının yapraklarında zarar yapar.

Kök filokserası oval veya armut şeklinde, sarımsı yeşil esmer, kırmızı kahverengine kadar değişen renklerdedir. Sırtında koyu renkli lekeler vardır. Ağız uzun bir emici hortum şeklindedir. Vücut uzunluğu 0,5-1,3 mm’ dir.

Yaprak filokserası ise 1,5-1,7 mm, sarı renkli sırt kısmı lekesizdir. Emici hortumu daha kısadır.

Ayrıca filokseranın kanatlı ve kanatsız olan formları vardır. Filokseranın değişik formları tarafından 4 farklı tipte yumurta bırakır. Bunların bir kısmı küçük bir kısmı büyüktür. Bir kısmı döllenmiş bir kısmı döllenmemiş yumurtadır.

Yumurtalardan çıkan larvalar gözle görülmeyecek kadar küçüktür. Boyları 0,55 mm kadardır. Yeşilimsi sarı renklidir. Dört gömlek değiştirdikten sonra ergin olurlar.

Yurdumuzun tüm bağ yetiştiriciliği yapan yerlerinde yayılmıştır. Zaman zaman hissedilecek derecede zarar yapar. Kök filokserasının köklerde beslendiği yerlerde emgi sonucu meydana gelen şişkinlikler görülür. Bu şişkinliklerin çürüyüp dağılmaları ve bu şeklin devamlı tekrarı köklerin görev yapamaz hale gelmesine sebep olur.

Yaprak filokserası ise yeni açılan tomurcuklara girerek taze tomurcuk ve yaprakları sokup emer. Emgi noktalarında yaprak dokusu alt yüze doğru çıkıntılar yaparak şişkinlikler meydana gelir.

Filoksera ile bulaşık olan bağlarda zamanla sürgünlerde genel bir durgunluk, omcada zayıflık, yapraklarda küçülmeler, sararmalar görülür. Boğum araları daralır. Çubuklar odunlaşamadıklarından kışın soğuktan etkilenirler. Ayrıca salkımlarda tanelerin seyrekleştiği, normal şekerleme ve renklenmenin olmadığı görülür. Omcalar birkaç yıl içinde ağır bir durgunluk göstererek kururlar. Bu tip omcalar bağın içinde kümeler halindedir:

Kök filokserası, kışı nimf halinde omca köklerinde geçirir. İlkbaharda beslenerek ergin olurlar ve yeni dölleri vermeye başlarlar. Köklerde yumurtalar ve larvalar ana etrafında birlikte bulunurlar. Beslenen ve gelişen larvalar ergin olarak yaz süresince bir kökten diğerine ve toprak yarık ve çatlaklarına çıkarak diğer omcalara geçerler. Bunlara göçmen denir ve yeniden çoğalarak yeni bulaşmalara sebep olurlar. Bir yılda 4 veya daha fazla döl verirler.

Yaprak filokserası, kışı omca gövde ve dallarının kabukları arasında yumurta halinde geçirir. Havaların ısınması ve gözlerin uyanması ile birlikte yumurtalar açılır ve genç larvalar genç yapraklara giderek yaprakların alt yüzeylerinde şişkinlikler meydana getirirler. Yaz boyunca 6-7 döl verir.

Filokseranın omca kökünü emdiği kısımda omcanın gösterdiği reaksiyon ile bir mantar tabakası meydana gelir ve bu tabaka kökün iç kısımlarını çürümekten korur. Yerli asmalarda bu reaksiyon yavaş olduğundan mantar tabakası ya çok ince teşekkül eder veya hiç teşekkül etmez. Amerikan asmalarında bu tabaka çok kalın olmaktadır. Bu bakımdan %60’dan az kum ihtiva eden topraklarda bağ tesisinde toprağın tipine göre filokseraya dayanıklı, toprağın kireç oranına, üzerine aşılanacak asma çeşidine ve bölge koşullarına uyabilen anaçlar kullanılmalıdır.

Filoksera ile mücadelede en etkili yöntem budur. Bundan başka şu hususlara da dikkat edilmelidir;

Filoksera’nın bulunduğu bölgelerde temiz bölgelere topraklı veya topraksız asma fidan ve çubukları nakledilmemelidir.

Kök filokserasının kimyasal mücadelesi yoktur. Yaprak filokserası için yapraklarda şişkinlikler görülür görülmez fidanlıklarda bulunan aşısız köklü Amerikan asma fidanları sökülerek yakılmalıdır.

Filokseranın kontrolü ancak karantina önlemleri ve dayanıklı asma anaçlarının kullanılmasıyla mümkündür. Bu nedenle filokseraya dayanıklı anaçların üzerine yerli çeşitlerin aşılanmasıyla oluşmuş fidanlarla bağ tesis etmek, filokseradan korunmak için tek yöntemdir.


En ilginç boşanma nedeni: Yaprak sarma

Bahar geldi, bir kısmımız evlilik telaşında. Hayatlarının en özel gününe hazırlanıyorlar. Peki bunca heyecan ve mutlulukla gelen evlilikler nasıl oluyor da bitiveriyor? Bazı evlilikler 3 ay sonra çat diye sona eriyor, bazılarıysa 20 yılın ardından incir çekirdeğini doldurmayacak bir nedenden…

erbaa yaprak
erbaa yaprak

Bir toplantıda tanışıp, birbirlerine aşık olan ve muhteşem bir düğünle evlenen iki güzel insan düşünün.

Düğünün ardından rüya gibi bir balayı, her ikisi de kariyerlerinin en üst noktalarındalar. Deniz gören mükemmel bir evde oturuyorlar. Ünlü bir mimarın tasarladığı nefis bir ev. İdeal çiftimizin evlerinde ağırladıkları misafirler, boğaza karşı düzenledikleri davetler de cabası.

‘Hayalimdeki evlilik’ dediğinizi duyar gibiyim. Ama zurnanın zırt dediği şey yaprak sarması! Evet bir tencere yaprak sarması yüzünden sonlanan bir evlilik…

Yemek.com’da yan masadaki kadın isimli kullanıcının yazdığı yaprak sarması yüzünden biten bir evlilik hikayesi tüm ezberimi allak bullak etti.

Parmakla gösterilen çiftin hikayesi söyle devam ediyor:

Akşam yemeklerinde üst düzey konuklarını ağırlayan çift, bir süre sonra evde ağırladıkları misafirlerden, akşam yemeklerinde masalarından eksik olmayan dünya mutfağından seçme lezzetlerden, ülkenin durumunu ve şirketlerin geleceğini konuştukları sohbetlerden sıkılırlar. Her rutin bir gün sıkar ama değil mi?

“YAPRAK SARMA YAP DA YİYELİM”

Ve erkek bir gün eşine dönüp “Yaprak sarma yap da yiyelim” der.

Kadın şaşkınlıktan ne cevap vereceğini bilemez. Ertesi gün şirkete geldiğinde öğle yemeğinin konusu tabi ki yaprak sarmadır. Kadın konuya bu cümleyle girer: “Dün akşam benden yaprak sarma istedi, düşünebiliyor musunuz? Ben Boğaziçi mezunuyum!”

Masada koca bir sessizlik. Ardından da bir arkadaşının desteğiyle hararetli bir ‘kadın haklı’ konuşması yaşanır. Masada bir kişi hariç herkes hemfikirdir. Kadın, akşam eve geldiğinde erkeğin “Akşam ne yiyoruz” demesini bekler. Ama erkek hiçbir şey sormaz. Yemekten kalkıp ayrı ayrı bilgisayarlarının başına geçerler.

Ve yaprak sarma vukuatının üzerinden altı ay geçer. İdeal çift boşanır. Çevrelerindeki kimse bir anlam veremez bu boşanmaya. Aradan üç yıl geçer ve hikayeye tanık olan kişi, erkeğe ‘Neden boşandınız?’ sorusunu sorma fırsatı bulur.

BOŞANMADAN ÜÇ YIL SONRA ERKEĞİN VERDİĞİ CEVAP

Aldığı cevap oldukça ilginç: “Bir ev nasıl yuva olur biliyor musun? Birçok insanın imrenerek baktığı boğazdaki yalılar yuva değil, sadece ev benim gözümde. İçinde kucaklaşmayan, birbirini dinlemeyen insanların yaşadığı kocaman ve bomboş bir yapı sadece… Çocukken hatırlıyorum da yattığımız odalar soğuk olurdu.

Hepimiz sobanın olduğu odada toplaşır, muhabbet ederdik, ders çalışırdık. Annem sobanın üzerinde yemekler pişirirdi. Hele bir sarma yapardı, tüm mahalleyi mis gibi kokusu sarardı. Sokağın başından alırdık sarma kokusunu, koşarak eve gelirdik. İşte o koku yoktu bizim evde, o sıcaklık yoktu. Çok istedim olmasını ama bir türlü olmadı. O koku hala burnumda tütüyor…”

Hikayeyi okuduğumda bir tuhaf oldum. Düşünün mükemmel evlilik diye parmakla gösterilen bir ilişkinin bitmesinin müsebbibi: Yaprak sarma. Peki neden bir tavuk sote değil de yaprak sarma? Hiç dikkatinizi çekti mi? Böyle yazınca kulağa komik geliyor ama yaprak sarma ilişkideki emeği anlatıyor aslında. Çünkü tavuk sote beyaz yakalıysa, yaprak sarma mavi yakalıdır, işçidir, emek verendir.

Erkek, kadından nasıl işi için emek veriyorsa, evliliği için de aynı emeği vermesini istemiş. Peki kadın ne yapmalıydı? Ertesi gün elinde bir tencere yaprak sarmayla mı karşılamalıydı kocasını? Ya da şöyle mi demeliydi: “Yaprak sarma istiyorsan gel birlikte hazırlayıp, yiyelim” Erkeğin kalbine giden yol yaprak sarmadan mı geçer?

Söyleyin sizce kim haklı?

Sizce kadın mı haklı, erkek mi ?

A-) Kadın haklı, herkes eşine yaprak sarma yapmak zorunda değil.

B-) Adam haklı, erkeğin kalbine giden yol sarmadan geçer.

Kaynak : http://www.hurriyet.com.tr/bir-bosanma-hikayesinin-en-ilginc-gerekcesi-yaprak-sarma-40081865


 

Aylara Göre Üzüm Bağlarda Yapılması Gerekenler

OCAK Ayı Bağcılık Tarım Takvimi

– Yeni bağ tesisi yapılacak yerlere kirizma yapılır. Dikim çukurları açılır.
– Çeliklerdeki mantari hastalıklara karşı , bordo bulamacı (%2’lik)ile mücadele edilir. Bu uygulama , gözlerin bir hafta kadar geç uyanmasını da sağlar.
– Amerikan asma anaçlıklarında;budama ve çelik hazırlama işlemleri sürdürülür.

– Köklü asma fidanı sökümü yapılır.

– Ilıman bölgelerde , hava koşullarının uygun olduğu zamanlarda açılan çukurlara asma dikimi yapılır.
– İklim elverişli olduğu takdirde , kış budamalarına devam edilir. Don ve kırağı düşen yerlerde, yalnız aralama yapılması, budamanın çubuklar üzerindeki gözler kabardıktan sonra yapılması gerekir.
– Bağlar budandıktan sonra , phoma hastalığına karşı mücadele yapılır.
– Sonbaharda çiftlik gübresi verilmeyen bağlara, çiftlik gübresi verilir.

ŞUBAT Ayı Bağcılık Tarım Takvimi

– Bağlarda kış budamasına devam edilir.
– Anaçlıklarda asma çeliği kesimine devam edilir ve kesilen çelikler kum içine ters olarak bütünüyle katlanır.
– Uygun havada fidan dikimi yapılır.
– Ay sonunda birinci kış ilaçlaması yapılır.
– Toprak işlemesi yapılır, gübreleme ve uygun bir tarımsal kireç ile kireçleme yapılır.

MART Ayı Bağcılık Tarım Takvimi

– Bağlarda budama bitirilir.
– Bağ tesisi için fidan dikimi yapılır.
– Anaçlıklardan alınan asma çelikleri , köklendirilmek üzere, hazırlanan yerlere dikilir.
– Gübreleme yapılmamışsa bu ayda yapılır.
– Yarma ve dilcikli ingiliz aşısı yapımına başlanır.
– Geçen ay yapılamayan birinci kış ilaçlaması bu ay yapılmalıdır.
– Çırpı toplama , yüksek sistemde direk dikimi, tel çekme ve germe işleri yapılır.
– Sürgün bağlama, dikim , sürüm, gübreleme yapılır.
– Uyanmaya başlayan bağlarda sürgünler bir karış olunca bordo bulamacı atılır. Hemen arkasından, kükürt atılmalı;yağışlı havalarda kükürt atımı tekrarlanmalıdır. İlaçlamalar 15-20 gün ara ile yenilenir.
– Göz kurdu ve maymuncuğa karşı mücadele edilir. Maymuncuk böcekleri omcalara çıktıklarında , omca çevreleri Carbaryl terkipli ilaçlarından biri ile ilaçlanabilir.

NİSAN Ayı Bağcılık Tarım Takvimi

– Toprak işlemi bitirilir.
– Aşılama ayın ortasında sonuçlandırılır.
– Bağlar ,bağ göz kurtlarına karşı ilaçlanır. Carbaryl terkipli ilaç kullanmakla, göz kurtlarının yanında maymuncuk,thirips, çadır tırtılı , dürmece, boynu eğri ve sigara böceğine karşı da önlem alınmış olur.
– Sürgün kurumasına karşı da ilk yaz ilaçlaması yapılır.

MAYIS Ayı Bağcılık Tarım Takvimi

– Yeni tesislerde yeşil sürgün budaması yapılır. Kültürel tedbirler sürdürülür.
– Küllemeye karşı, kükürtlü mücadele yapılır.(Dekara 3 kg. kükürt atılır. Birinci kükürt atma , sürgünler 15-20 cm olunca , ikinci kükürt ise, mutlaka çiçeklenmeden sonra yapılmalıdır. Bağlara kükürt atmakla, bağlarda Eriophys akarının da yaprakları deforme etmesi, çukurcuklar ve kabarcıklar meydana getirmesini önler.)
– Bağ mildiyösüne (Pronos) karşı bakırlı ilaçlarla ilaçlama yapılır.
– Salkım güvesi, maymuncuk ve sigara böceğine karşı, nisan ayında kullanılan ilaçlarla mücadeleye devam edilir.

HAZİRAN Ayı Bağcılık Tarım Takvimi

– Yabancı ot mücadelesi yapılır.
– Aşıların bakım ve kontrolleri yapılır.
– Bağ mildiyösüne karşı ikinci ilaçlama , bakırlı ilaçlarla yapılır.
– Küllemeye karşı kükürtleme yapılır. Salkım güvesine karşı, mayıs ayında kullanılan ilaçlarla, zararlıların durumuna göre mücadeleye devam edilir.

TEMMUZ Ayı Bağcılık Tarım Takvimi

– Ot alma ve sulama işlerine devam edilir.
– Yüksek terbiye sisteminde kurulmuş bağlarda, asmalar tele yatırılır.
– Filiz alma yapılır.
– Salkım güvesine karşı üçüncü ilaçlama yapılır. Carbaryl terkipli ilaç ile ilaçlama yapılır. Her iki ilaç da mildiyö için kullanılacak ilaçlarla karıştırılıp uygulanabilir.

AĞUSTOS Ayı Bağcılık Tarım Takvimi

– Yeni kurulan bağlarda yabancı otlarla mücadele ve sulama yapılır.
– Erkenci çeşitlerde üzüm hasadına başlanır.
– Bu ayda üzümler olgunlaşmaya başlar. Salkım güvesi ile sumak halindeki salkımlardan, neferiye aşamasındaki küçücük üzüm salkımlarına kadar , hemen her aşamada zararlı olur. Hasat söz konusu olduğu için, uzun süre kalıcı etkisi olmayan ilaçlar kullanılmalıdır.
– Olgun danelere üşüşen, içini boşaltan sarıca arıların zararı oldukça fazladır. Bazen omcada işe yarar tek salkım bırakmazlar. Bağ çevresinde, taş kovukları veya duvarlardaki deliklerde sarıca arı petekleri vardır. buralara ilaç tozutmak ve delikleri sıvamak gerekir.

EYLÜL Ayı Bağcılık Tarım Takvimi

– Yabancı ot mücadelesi yapılır.
– Salıkım güvesi mücadelesi yapılır.
– Üzüm hasadı yapılır.

EKİM Ayı Bağcılık Tarım Takvimi

– Üzüm hasadına devam edilir.
– Hasadı tamamlanan bağlarda toprak işlemesi ile birlikte, çiftlik gübresi uygulamasına başlanır.

KASIM Ayı Bağcılık Tarım Takvimi

– Çiftlik gübresi tatbikatı ve toprak işlemesi yapılır.
– Aralama işine başlanır. Yaprakları yarı yarıya sararıp düşmeye başlayan bağlarda aralama yapılır. Aralama, budamanın ilk işidir. Aralama ile, asma üzerinde oduna kaçmış ve uzamış dallar kesilir. Esas budama daha sonraya bırakılır. Bu suretle, asmanın daha geç uyanması ve ilkbaharın tehlikeli donlarını atlatması sağlanmış olur. Don tehlikesi olmayan yerlerde, aralama ve budama aynı anda yapılabilir.
– Yeni bağ tesis edecek yerlerde kirizma yapılır.
– Kışın sert geçtiği yerlerdeki bağlarda, söküm ve hendekleme yapılır.
– Müşküle üzümü ince plastik torbalar içerisine alınarak, asma üzerinde muhafaza edilir.

ARALIK Ayı Bağcılık Tarım Takvimi

– Kış budaması yapılır.
– Asma söküm işleri ile, boylarına ayırıp, hendekleme işlerine devam edilir.
– Nüvelik bağ tesisi için açılan çukurlara dikim yapılır.
– Toprak tavlı olduğundan, sürüm ve çiftlik gübresi uygulaması yapılabilir.
– Boş zamanlarda, bağ yollarına çakıl dökülür.
– Kış ilaçlamasına, sahil kesimlerinde ay sonunda başlanabilir.
Bağcılıkta Gübreleme